|
“ Osmanlılar da İlhanlılara tabi olup vergi verdiklerinden zaruri
olarak darbettikleri akçelerde İlhanlı dirhemlerinin veznine
uymuşlardır.” Bundan dolayı Orhan da, akçelerini miskalin dörtte
biri olan 6 karat ağırlığında 1.052 gram ( 0.192* 6 = 1.152 gr.)
olarak darpettirmiştir. Bu yazarımıza göre Orhan Gazi’den sonra
darpedilen gümüş paraların ağırlıkları rumi dirheme göre
verilmiştir. Sayın Tuncay Aykut da, Tebriz dirhemiyle ilgili
olarak aşağıdaki bilgileri aktarmıştır: “ Gazan, para reformunda
esas olarak 24 karatlık ve 4.608 gr. Ağırlığında olan Tebriz
miskalini almış, yarım miskal yani 2.304 gr. Gümüşü 1 dirhem
saymış ve bunun 6 misli olan 3 miskal gümüşü 1 gümüş dinar olarak
kabul etmiştir.”100 Ayrıca dirhemin yarısı olarak 1.152 gr. yani
yarım danak ağırlığındaki küçük sikkelerin de darp olunmasına
Gazan Handan itibaren başlanmıştır.”
“ Tebriz miskali de örş ağırlık birimiydi ve 2 dirhem sayılıyordu.
Fakat bunun Osmanlılarda 1.5 dirhem olduğu anlaşılmaktadır,
aslında Trabzon miskali olan bu tartı birimi İstanbul’ da da
kullanılırdı.”78
c-
Halil Sahillioğlu tarafından ortaya konan üçüncü görüşe göre:
Osmanlılar para darbında 1650 yılına kadar Tebrizi miskal ve
dirhemini kullanmışlardır.101
Dr. Halil İnalcık da H.
Sahillioğlu’nun bu görüşüne aynen katılmış ve Mustafa Akdağ
tarafından öne sürülen teze karşı çıkmıştır.45
Ankara
üniversitesinden Dr. Özer Ergenç de bu görüşü destekler mahiyette
bir makale yayımlamıştır.102
Dr. Ömer Lütfi Barkan da ; H.
Sahillioğlu’nun savunduğu yukarıdaki görüşünü, yazmış olduğu bir
makale ile desteklemiştir.103
BİZİM GÖRÜŞÜMÜZ
Bu
yazımızın amacı, esası H. Sahillioğlu tarafından ortaya konulan
görüşü temel alarak Osmanlıların 1650 tarihine kadar gümüş, altın
ve bakırdan darbettirmiş oldukları paralarda ölçü birimi olarak
Tebriz miskal ve dirhemini kullandıklarını (Tebriz dirhemi: 3,072
gr. Tebriz miskali: 4,608 gr.), bu tarihten sonra tekrar rumi
dirhem ölçüsüne geçtiklerini örnekleriyle ve belgeleriyle ortaya
koymaktır. Unutmamak gerekir ki, Osmanlılar günlük yaşamlarında
rumi dirhem ölçüsünü kullanmış, yalnız para darbında Tebriz miskal
ve dirhemini tercih
etmişlerdir.
Bu
görüşümüzü örneklerle ispat etmek gerekirse; Fatih
kanunnamelerinde (Fatih son dönem) 100 dirhem halis gümüşten 400
akçe kesilmesi emredilmektedir.6-105(886 tarihini taşıyan bu son dönem
Fatih akçelerinin yaklaşık 0,75 gr. ağırlığında olduğu
bilinmektedir.)
Buna
göre basit bir hesap yaparsak; 100 dirhem (tebrizi) yani 307 gr.
gümüşten 400 akçe kesildiğine göre 307 / 400 = 0,76 gr. bir Fatih
akçesinin (kataloglarda da görüldüğü üzere bu dönem akçeleri
0,75-0,76 gr. civarındadır) ağırlığını yaklaşık olarak buluruz.
Burada, o dönemin teknolojisini gözönünde bulundurarak, gramın
onda ve yüzde biri gibi hataların olacağını normal karşılamalıyız.
Aynı
şekilde Fatih kanunnamelerinde 100 miskal altından 129 Filori,
yani sultani kesilmesi emredilmektedir. (100 miskal (Tebrizi) 460
gr. / 129 = 3,56 gr.) Fatih sultanilerinin ağırlığı çok az hata
ile ortaya çıkmaktadır(kataloglarda bu altınlar yaklaşık 3,53-3,55
gr. olarak görülür). Bu hesabı eğer Rumi miskal ile yaparsak
481/129 = 3,72 gr. gibi bir sonuç çıkar ki, Fatih sultanileri
hiçbir zaman bu ağırlıkta olmamıştır.
“1470
yılına kadar, hacmine bakılmadan, miktarı neyi bulursa bulsun her
türlü ödemede kullanılan Akçe, 1,152 gr ağırlığında bir sikke
idi.” II. Mehmed’in saltanatı süresinde akçenin ağırlığı beş kez,
bir buğday ağırlığında (yaklaşık 48 miligram) düşürüldü. 1425
yılında akçenin ağırlığı 1.182gr iken, bu ayarlar sonucu 1481
yılında akçe’nin ağırlığı 0.768gr oldu. Akçe’nin ağırlığındaki
değişmeler 1650 yılına kadar şöyle olmuştur.12 |